bismillahirrahmanirrahiym mp3 Mevlana ELDEŞ Eldes Konya türkçe müzik anadolu Türkiye sevgi beycom pıralı Ilgın dibekköyü nodalar höyük boztepe aşk love naturalvillage
 

  ELDEŞ KÖYÜ KONUŞMA DİLİ

 

 Dil Kültürümüz
Eldeş köyünde günlük konuşma dilinde kullanılan kelimeler doğal olarak İç Anadolu bölgesi ve doğal olarak Konya'da konuşulan yerel şivelerden etkilenmiştir. Kelime yapılarının öz Türkçeye daha yakın olduklarını söyleyebiliriz. Bu sayfada kültürümüzün vazgeçilmez bir parçası olan köyümüz insanın meramını ifade etmekte kullandığı artık unutulmaya yüz tutmuş günlük konuşma dilinde kullanılan bazı kelimelerden önekleri meraklıları ve hoş bir hatıra olarak derlemeye çalıştım.
Bu sayfada yer almasını istediğiniz kelimeleri veya düzeltmeleri bize bildirmeniz halinde memnuniyetle yer vereceğim. Sizlerinde katkılarını bekliyorum.
Bu sayfalarda yer almasını istediğiniz yazılarınız ve fotoğraflarınızı e-mail ile veya buraya ziyaretçi defterine yazabilirsiniz.

 

 

  DİLİMİZ

 

Kelimeler, deyimler ve diğerleri.
Türk Bayrağı
 Kelime : Anlamı
Alma : Elma.
Aga : Abi.
Ağarı : Taraftan, yönden "Aşağıdan ağarı geliyor."
Ağıt : Ölen birinin ardından ağıt sözleri söylemek.
Ağız : Yavrulayan hayvanın ilk sütü.
Amel : İshal.
Annaç : Karşısı.
Atannaşmak : Kırıcı şekilde tartışmak.
Ayak Yolu : Tuvalet, hela.
Ayıkmak : Kendine gelmek, ayılmak.
Babalını Çekmek : Günahını üstüne almak.
Belemek : Bebekleri kundaklamak.
Bicik : Meme.
Bohçacı : Sırtında taşıdığı bohçada incik boncuk satan çingene kadın.
Esbap : Çamaşır,giysi.
Billor : Cam bardak.
Cırcır : Fermuar.
Çalkamak : Elemek.
Çapıt : Bez, paçavra.
Çapa : El ile bahçe kazmada kullanılan tarım aleti.
Çarık : Sığır veya manda derisinden yapılan ayakkabı.
Çebiç : Bir yaşında dişi keçi.
Çember : Eşarp, başörtüsü.
Çente : Çanta.
Çalgı : Çalıdan yapılan büyük ve sert süpürge.
Çıkın : Bohça.
Çıkla : Sade, katkısız.
Dalanmak : Köpek tarafından ısırılmak.
Dinelmek : Dikilmek.
Düve : Yavrulamamış genç dişi inek.
Ebe : Baba veya annenin annesi, babaanne, anneanne, yaşlı kadın, nine.
Emişik : Süt Kardeş.
Emmi : Amca.
Evlek : Tarla sürülürken traktörün dönebileceği kadar mesafe, dönümün dörtte biri.
Fellah : Arap asıllı vatandaş.
Fırdolayı : Çepeçevre.
Fizan : Çok uzak yer.
Gafete : Domates.
Gancık : Dişi.
Gocaana : Büyük Anne.
Göden : Mide,işkembe.
Gök : Henüz olgunlaşmamış yeşil meyve sebze.
Gön : Ten, deri.
Göynek : İç çamaşırı, fanila.
Gözer : Geniş delikli kalbur.
Guldur : Fıtık hastalığı olan.
Gunnamak : Yumurtlamak, doğurmak.
Gurna : Musluk.
Gülle : Misket,bilye.
Hacat : Yapılan iş ile ilgili gerekli alet edavat.
Hayta : Yaramaz, eşkıya.
Helke : Genellikle süt sağmak için kullanılan kova.
Hergele : Hayvan sürüsü.
Irbık : İbrik.
İdare : Gaz lambası.
İleğen : Leğen.
İğsiran : Hamur teknesini sıyırmak için kullanılan demir alet.
Kadın ana : Kendinden küçük kız çocuğuna sevecen hitap sözü.
Kakılı : Çok fazla.
Karamık : Olgunlaştığında siyah küçük mayhoş meyveleri yenebilen bitki.
Karık : Toprakta çizi, el ile yada pullukla yapılan sıra.
Kasalmak : Övünmek, böbürlenmek.
Kavurga : Kavrulmuş buğday.
Kekeç : Kekeme.
Kelle : Başak.
Kepenek : Koyun yününden, keçeden yapılmış çoban giysisi.
Keş : Bir tür peynir.
Kırı : Eşek yavrusu, sıpa.
Kınnap : Elde eğirilmiş bağlama ipi.
Kırıtmak : Dikilmek, ayakta durmak.
Kirmen : Yünü eğirerek ip yapma aracı.
Küfe : Büyük saman sepeti.
Kümük : Küt, yassı, yamuk burunlu.
Len : Küçümseyerek söylenen hitap, ulan.
Mekke : Mısır.
Nacak : Odun kesmeye yarayan alet.
Okla : Oklava.
Ömbel : Övendirenin ucundaki iğne.
Palan : Semer, kuşam.
Pelit : Meşe
Peşkir : Havlu.
Rak : Çokluk, fazlalık bildiren edat.
Sedir : Arkalıksız divan.
Seğirtmek : Koşmak.
Sele : Yayvan sepet.
Senit : Hamur açma tahtası.
Sepetçi : Çingen.
Seyim : Pay, hisse.
Şaplak : Tokat.
Şebit : Yufka ekmeğin biraz küçük ve kalını.
Tuluk : Koyun keçi gibi hayvanları yüzerken derisini bütün, tulum şeklinde.
Ufra : Hamur açarken hamurun yapışkanlığını önlemek için serpilen un.
Uğunmak : Acı ile kendinden geçmek soluğu tıkanıp ağlayamaz hale gelmek
Utaşmak : Yetişmek, ulaşmak.
Ütme : Olgunlaşmış yeşil buğdayın ateşte pişirilmiş hali.
Vesayit : Vasıta, araç.
Verese : Varis.
Yağır : Yağlı gibi görünen kir.
Yal : Köpek yiyeceği.
Yörük : Hızlı yürüyen Türk. Hayvancılıkla geçinen, gelenek göreneklerine, vatanına ve bayrağına, Türk diline ve Türk töresine sahip çıkan, Toroslarda göçebe yaşayan Türk oymakları.
Yatık : Toprak su testisi.
Yumuş : Buyurulan iş.
Yunmak : Yıkanmak.
Yuvak : Toprak damları sıkıştırarak düzeltmek için kullanılan silindir taş.
Yüklük : Yatak, yorgan, yastık konulan yüksekçe yer.
Zıpcık : Yaprakları ve dalları kopmuş sadece gövdesi kalmış bitki.
Zibil : Çok, fazla.
Zobu : Güçlü kuvvetli.
Zumara : Cehennemin en dibi.
 DEYİMLER
Garagasbennek : Resmen, alenen, açıkça.
Yaşı benzemesin : Benzetmek gibi olmasın.
 BEDDUALAR
Yüzün dÖkülsün.
Olmaya komaya erme.
Boynun altında kalsın.

Dilimiz köklü ve çok zengin
Eldeş köyünde yaşlı meşe palamutu ağacı. Dilimiz gibi güçlü, heybetli, ve kökleri derinlerde.
Foto: Beytullah Yıldırım / Eldeş Köyü 29/ Temmuz / 2006

 

  ELDESNET

 

Eldenet Eldeş Köyü Internet
Tasarım ve Yönetim: Beytullah YILDIRIM
Bizimle paylaşmak istediğiniz yazı ve fotoğraflarınız için bize e-mail gönderin.
Duygu ve düşüncelerinizi paylaşmak için buraya ziyaretçi defterine yazabilirsiniz.

Eldesnet Ana Sayfaya Gitmek İçin Buraya Tıklayın.